Hoçvan’ın Sessiz Çığlığı: Çocuk Gelinlerin Yitik Hayatları
Haber: Mehmet Avşar
Kaleme aldığım “Hoçvan Kızlarının Yitik Hayatları” adlı kitapta, Hoçvan’da yaşanan çocuk gelin dramı tüm yönleriyle ele alınıyor. Kitabın önemli bölümlerinden birine ise Ardahan’ın Hoçvan bölgesine bağlı Gölgeli köyünde yaşayan Zafer Yıldız, tanıklıklarıyla katkı sundu. Yıldız’ın anlattıkları, bölgenin yakın tarihine damga vuran acı bir toplumsal gerçeği yeniden gün yüzüne çıkardı.
1960’lı, 1970’li ve 1980’li yıllarda Ardahan’ın Hoçvan bölgesi, yoksulluğun ve eğitimsizliğin en ağır şekilde hissedildiği coğrafyalardan biriydi. Geçim sıkıntısı, çaresizlik ve dönemin sosyal koşulları nedeniyle henüz çocuk yaşta olan birçok kız, ailelerinin ekonomik çıkmazı içinde kendilerinden yaşça çok büyük erkeklerle evlendirilerek Türkiye’nin batı illerine gönderildi.
Daha 11-12 yaşlarında, çocukluklarını bile yaşayamadan evlerinden ayrılan bu kızlar; çoğu zaman yaşlı, dul ya da engelli erkeklerle evlendirilerek hiç tanımadıkları şehirlere gitmek zorunda kaldı. Ana dilleri Kürtçe olan bu çocuklar, gittikleri yerlerde bilmedikleri bir dilin, yabancısı oldukları bir kültürün ve tamamen farklı bir yaşamın içine bırakıldı.
Birçoğu yıllarca ailesini göremedi, köyüne dönemedi. Zaman içinde hem dilini hem de kültürel bağlarını kaybeden bu kadınların önemli bir bölümü, doğdukları topraklarla bağlarını kopardı. Bugün 70, 80 hatta 90 yaşına ulaşan bu kadınların bir kısmı, köklerini ve geldikleri köyleri dahi hatırlamakta zorlanıyor.
Uzmanların da “kuşaklar arası toplumsal travma” olarak değerlendirdiği bu süreç, Hoçvan’ın hafızasında derin izler bıraktı. Çocuk yaşta evliliklerin yalnızca bireylerin değil, ailelerin ve toplumun ortak belleğinde de onarılması güç yaralar açtığı belirtiliyor.
Doğu Güneşi’ne konuşan Gölgeli köyü sakini Zafer Yıldız ise o yılların acı gerçeklerini şu sözlerle özetledi:
“Yoksulluk çok ağırdı. İnsanlar çaresizlik içinde çocuklarını uzak diyarlara göndermek zorunda kalıyordu. Gidenlerin çoğu bir daha köyüne dönemedi. O kızlar sadece ailelerinden değil, dillerinden, kültürlerinden ve kimliklerinden de koparıldı. Bugün hâlâ bunun acısını yaşayan insanlar var.”
Hoçvan’ın yakın tarihinde yaşanan bu dramatik süreç, yalnızca geçmişin bir hikâyesi değil; aynı zamanda gelecek kuşaklara aktarılması gereken önemli bir toplumsal hafıza olarak görülüyor. “Hoçvan Kızlarının Yitik Hayatları” kitabı da bu sessiz kalan acıları kayıt altına alarak, unutulmaya yüz tutmuş bir döneme ışık tutmayı amaçlıyor.