Ardahan’ın Sanayisi Var da Sahibi mi Yok?
Ardahan’da yıllardır aynı cümle tekrar ediliyor: “Sanayi yok.”
Bu cümle baştan sona yanlıştır. Ardahan’ın sanayisi vardır; hem de köklü, doğal ve güçlüdür. Adı hayvancılıktır. Asıl sorun sanayinin olmaması değil, sahipsiz bırakılmasıdır.
Bu şehirde binlerce insan geçimini hayvancılıktan sağlıyor. Meralar var, emek var, bilgi var. Ama nedense katma değer yok, plan yok, vizyon yok. Et var ama marka yok. Süt var ama sanayi yok. Kaşar var ama pazarı başkaları yönetiyor. Ardahan üretiyor, başkaları kazanıyor. Et deposu Ardahan Rizeli, Trabzonlu tüccarların elinde kavurma ve sucuk olarak pazarlara sürülüyor.
Peki bu tablo kimin ayıbı?
Hayvancılık, Ardahan’ın kaderi değil; avantajıdır. Ama yıllardır bu avantaj ya görmezden gelindi ya da günü kurtaran politikalarla Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası başkanı Çetin Demirci ve yönetimi tarafından heba edildi. Teşvikler kâğıt üzerinde kaldı, projeler konuşuldu ama hayata geçirilmedi. Üretici yalnız bırakıldı, gençler köyden koparıldı, göç sıradanlaştırıldı.
Ve bu noktada sormak zorundayız:
Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası ne yapıyor?
ATSO’nun görevi yalnızca evrak vermek, aidat toplamak, törenlerde fotoğraf vermek mi?
Ardahan’ın yerli sanayisini korumak, geliştirmek ve büyütmek gibi tarihî bir sorumluluğu yok mudur? Ancak ne yazık ki bugüne kadar hayvancılığa dayalı sanayi konusunda ortaya konan güçlü, sürdürülebilir ve sonuç üreten bir vizyon göremiyoruz.
Nerede et entegre tesisleri?
Nerede modern süt işleme merkezleri?
Nerede Ardahan markasıyla pazarlanan güçlü ürünler?
Ardahan’ın adı kaşarla anılıyor ama kazancı Ardahan’a dönmüyorsa, burada ciddi bir yönetim ve temsil sorunu vardır. Bu sorun yalnızca bir elin parmağını geçmeyen üç beş kaşar tüccarının kazancıyla sınırlı bırakılarak ve görmezden gelinerek çözülemez. Bunun gerçek üreticiye yansıması lazım.
Ticaret ve Sanayi Odası, sadece iş insanlarının değil; üreticinin, köylünün, çobanın da odasıdır. Eğer hayvancılık bu ilin bel kemiğiyse, ATSO’nun gündeminin merkezinde de hayvancılık olmak zorundadır. Aksi hâlde bu oda, tabelası olan ama etkisi olmayan bir kuruma dönüşür.
Artık kimse “coğrafya zor” bahanesine sığınmasın. Zor olan coğrafya değil, irade eksikliğidir. Ardahan’ın potansiyeli konuşuldukça küçülüyor, eyleme geçilmedikçe eriyor.
Şunu açıkça söyleyelim:
Hayvancılığı sanayiye dönüştüremeyen bir anlayış, Ardahan’ı kalkındıramaz.
Yerli sanayisine sahip çıkmayan bir oda, bu şehrin geleceğine yön veremez.
Ardahan beklemekten yoruldu.
Üretici sabretmekten yoruldu.
Bu şehir artık konuşan değil, sonuç üreten yeni ve tertemiz isimlerin yönetiminde oluşan bir Ticaret ve Sanayi Odası görmek istiyor.
Evet Ardahan’ın sanayisi var.
Ama artık sahip çıkanlara ihtiyacı var. Bu donanımlı ve vizyon sahibi memleket sevdalıların önümüzdeki aylarda gerçekleşecek olan seçimlerde insiyatif alarak yeni yönetimi güçlü ve kararlı bir şekilde oluşturmak için kolları sıvamaları gerekmektedir. Kamuoyunun beklentileri bu yönde. Hoşçakalın.
Mehmet Avşar