ULUSLARARASI HUKUK BUGÜN ÖLDÜ
Mehmet Avşar/ Gazeteci- Yazar
Bugün bir kez daha gördük ki, uluslararası hukuk denilen kavram; güçlülerin işine yaradığı sürece vardır. Güç dengesi değiştiği anda hukuk, bildirilerde kalan bir masaldan ibarettir.
ABD uyuşturucu ticaretini bahane ederek Venezuela petrol ülkesi olduğu için ve kendisine yeterince haraç vermiyor diye Venezuela devlet başkanını Maduro’yu üstelik eşiyle birlikte, iki helikopter gönderip yatağından alıp kaçırdı. Uluslararası hukuk nerede? Yok.
Yıllardır Türkiye’nin savunma alanında attığı her adım eleştiriliyor.
“Paralar silaha gidiyor”,
“S-400’ü niye aldık?”,
“Motoru yerli mi?”
diye alay eden bir muhalefet dili hiç susmadı.
Oysa dünya bize şunu defalarca gösterdi:
Silahsız devlet, hukuksuz dünyada sadece hedeftir.
Bugün Batı’nın demokrasi ve hukuk vaazlarının ne kadar içi boş olduğunu görmek için çok uzağa bakmaya gerek yok. Güçlü devletler, çıkarlarına uymayan rejimleri yıllardır ya darbeyle ya ambargoyla ya da fiilî operasyonlarla hizaya getiriyor. Uluslararası hukuk, Birleşmiş Milletler kararları ya da insan hakları söylemleri, bu müdahalelerin hiçbirinde caydırıcı olamadı.
Demek ki mesele hukuk değil, güçtür.
Türkiye bunu 15–16 yıl önce fark etti.
Savunma sanayiine yatırım yaptı.
İHA, SİHA üretti.
Baykar, TUSAŞ, KAAN, Kızılelma gibi projelerle “başkasına muhtaç olmama” iradesi ortaya koydu.
Ve tam da bu yüzden hedef alındı.
Bugün hâlâ savunma sanayiine burun kıvıranlar şunu bilmelidir:
Bu çağda devletler, iyi niyetle değil caydırıcılıkla ayakta kalır.
Silah üretmeyen, savunma gücü olmayan ülkeler bağımsız değildir; sadece geçici olarak dokunulmamışlardır.
Erdoğan’a neden destek verilmesi gerektiği sorusu da tam burada anlam kazanıyor.
Bu mesele bir kişi meselesi değil; devlet aklı meselesidir.
Savunma gücünü inşa eden irade zayıflatılırsa, bedelini siyasetçiler değil millet öder.
Bu saatten sonra Türkiye’nin silahlanmasına engel olmaya çalışan, savunma projelerini küçümseyen herkes şunu açıkça bilmelidir:
Bu tutum, bağımsızlığa hizmet etmez.
Bu tutum, ABD ve AB’nin çıkarlarına hizmet eder.
Uluslararası hukukun fiilen çöktüğü, Birleşmiş Milletler’in seyirci kaldığı bir dünyada; savunma gücüne karşı çıkmak muhalefet değildir.
Bu, tarih karşısında ağır bir sorumluluktur.
Çünkü bu çağda devletler ya güçlüdür ya da yok sayılır.