Sitedeki Yeriniz : Ana Sayfa » Haberler » MEHMET AVŞAR ŞİİRLERİ

MEHMET AVŞAR ŞİİRLERİ

 Fotoğraf

Beberek Hasreti
Mehmet Avşar
Koşun dostlar koşun;
Kısır Dağında şimdi mor sümbül vardır.
Hoçvan ‘ın içinde akar bir dere,
Derenin içinde mavi  gökyüzü vardır.
Gidin dostlar gidin;
Bilmeyenler bilsin
Orada bir Karaçayır vardır.
Gidin dostlar gidin, doğduğum yere,
Dere kenarında;
İsmailoğlu Çiftliği ,
İçinde sarı gül vardır.
Beberek mektebinde geçti günlerim,
Orada yeşerdi tüm düşlerim,
İçimde oraya ait  bir esmer  hayat,
Ve neylersin çiçeğini, böceğini özledim.
Şimdi kalan tek şey mezar taşları;
Yalnız ninelerin, dedelerin çatık kaşları,
Bir ufka bakar öfkeli bakışları,
Gençlik buhar olmuş,
O yangın yerinde soğuk kül vardır.
Gidin dostlar gidin,
Komşuluğu ılgıt ılgıt yele vermişler,
Tezeklerden kaleler yapmışlar,
Cehile Allah belasını versin,
Kapıları, pencereleri açın,
İçeri  Allah’ın rahmeti girsin.
Gidin dostlar gidin doğduğum yere,
O güzel atlara binip gidenlere,
O tepeden, bu tepeye,
Yaylanıp atlayan  bebelere,
Benden  selam  olsun.
Beberek ‘te mektepler bir açılsa
Aynı bahçede  ol eski çocuklar oynasa,
Hoçvan Lisesi geri gelse,
Bende ki hasret sona erse.
Gidin dostlar gidin
Beni fazla konuşturmadan,
Kaniya Ahmedo ‘dan, Beroje Malakan ‘a
Bulutlar çekilip gidende,
Sırı sıra koyun sürüleri,
Islık çalıp türkü söyler Sığırpet Çobanları,
Masallar diyarının çember ağılında, Taşların dili olsada,
Bizi anlatsa.
Gidin dostlar gidin ne olur, ne olmaz,
Helalik alın,Beberekli  çiftçilerden, Hürmetle  eğilip öpün nasırlı ellerden,
Tokuş ‘un anemonlarının boynu bükük kalmasın,
Akşam mehtabından, sabah namazına,
Dedemin yayla evinde benimde kullağımı çınlatın.
Gidin dostlar gidin doğduğum yere,
Bu gün oldu, nasıl olduysa,
Ben gönlümü memleket yaptım,
Tüm hasret çeken güzel dostlara.
Mehmet AVŞAR
02/06/2022



SEN VE GÜNEŞ
Bir tufan koptu Kısır Dağında
Herkes  koştu harmanına,
Bu senede ambarları doldur,
Sen anna, sen bacı, sen yar,
Alnının terine kurban.
Yeşil  boylu, gök gözlü Nevruz kayalıklara  gizlendi,
Çiğdem çayır, çimenleri süsledi,
Anemonlar Kısır’ın yamacına çekildi,
Papatyanın yaprağına çiğ düştü,
Arı bal yaptı senin yurdunda,
Anladım bu senede yalnız bırakmadın bizi,
Ve biz sana müteşekkiriz.
İlkokul öğretmenim,
Kareli hırkana takıldı gözlerim.
Her bahar sabahında,
Bayramlıklarımı giyer beklerim
Daha güneş doğmadan.
Ne tufanlar kalır, ne belalar,
Zulümde biter bir gün, fukaralıkta,
Giden mi memnun, kalan mı? deme,
Sana bir şey olmasın yeter ki, adan kurban!
Ortalık düğün yeri , ümit hep olacak,
Sen ,güneş  ve arı  her olduğunda!
Mehmet Avşar
31/05/2022


Yüzüklerin Efendisi

Geliyor geliyor Halkın hizmetkarı geliyor
Ekmesi yok, biçmesi yok yemeye , içmeye ortak geliyor. 
Geliyor geliyor baba dostu geliyor,
Vekil olsada, olmasada
Milletine hizmetkar olmaya geliyor,
Seçimler yaklaşıyor
Baba dostunun , millet sevgisi  depreşiyor.
Göbeği önde, kendisi arkada,
Kırmızı kurdeleyi kesiyor, fukaraya iş verecek,
Vekilik burnunda tütüyor,
Geliyor çantası elinde, kopmuş geliyor. 
Babası ölmüş çocuğa “baban nasıl? “diyor.
Öbür tarafa selam yoluyor,
Yoluyor yoluyor kaz gibi yoluyor, doymuyor.
Tekerleği yeniden icad etmeye geliyor,
Irgat Hasan’ın ineğine göz dikiyor,
Muhtara maaşını veriyor,
Muhtar hani diyor? “Mesela “diyor.
Geliyor geliyor omuzlarda geliyor
Yüzüklerin efendisi geliyor. 
Mehmet Avşar

HERŞEY SENİN GÜLÜMSEMEN İÇİN

Bir ucunda ben tutayım
Bir ucunda sen mısranın.
Hiç söylenmemiş bir sözü,
Şu gelip geçici yalan dünyanın.
Bir elim saçlarında dolaşsın
Bir elim mısraları okşasın,
Hep aynı bahçesinde oyalanalım,
Şu gelip geçici yalan dünyanın.
Ne etsem de, ne yapsam,
Hep kanıyor bir yanım,
Dikensiz olmayan bahçesinde,
Şu gelip geçici yalan dünyanın.
Yarının terine bulaştı, telaşım
Mutlu olsun diye çocukları yarının,
Bilemedim nerede yanlış yaptık,
Şu gelip geçici yalan dünyanın.
Ve yeniden başlıyoruz,
Şarkı dinleme zamanı  bitti,
Şarkısını birlikte söyleme zamanı
Şu gelip geçici  yalan dünyanın.
Ellere gittim gelirim diye,
Kalbimi sakladım veririm diye,
Elde ölüm  de varmış ne çare,
Şu gelip geçici yalan dünyanın.
Mehmet Avşar
06/05/2023



ÖZLEM

Kısır Dağın eteklerinde anemon
Hoçvanlı kızlar yaylaya çıkıyor.
Sevdam gelde göğsüme kon.
Sabrım kalmadı ömür bitiyor.

Ardahan’da kaldım bu yaz,
Gelene gidene, seni sorarım,
Gel ey sevdiğim gelde etme naz.
Of! iflah olmaz yüreğim, yanarım

Gözlerin mavi miydi yoksa yeşil
Otuz yıl oldu koskoca otuz yıl
Benden kalan yüzünde ki esil
Hala ilk gün ki gibi pırıl pırıl ?

Seni yitirdiğim yerdeyim
Elli yaşına  girdim bu gün
Yoksun, yine sensiz evdeyim
Ve benim doğum günüm bu gün

Rus köprüsünde kelebekler
Muhteşem mi muhteşem
Ölüm ile dans ettiler ol melekler
Döküldü köprüye havadaki kurdeşen.
                             
                                      Mehmet Avşar
23-05-2022

GÜNAH
Herkes kendi günahını taşır,
Kolayı görmez, zoru seçer,
Anlamaz hep kendiyle savaşır,
Beyaz dururken hep siyahı seçer.

CEHALET
Keşke bende becerebilsem düşünmemeyi,
Bırakabilsem kağıdı, kalemi,
Yalnızca sana sarsam aklımı,
İla da senin iklimininde sana,
Dinlesem buğday başaklarında,
Senin türkünü,
Gelebilsem, daha sesinden gün doğmadan,
Şafağın ilk ışıklarıyla düşsem yollarına,
Sonra kursam çilingir soframı bir köy çeşmesinde,
Son kasım çiçeği kurumadan,
Yalnızca sana;
Toplasam çiçeklerin bir cümlesini,
Bir bıraka bilsem sen hariç,
Bütün düşünmeleri.
M. Doğu Avşar

Herkes kendi günahını taşır,
Düz ovayı bırakır, yokuşu seçer,
Anı değil, zamanla yarışır,
Cenneti değil, cehennemi seçer.

Herkes kendi günahını taşır,
Ne olacaksın ne oldumun delisi,
Yarının teri bu gününkine bulaşır
Bu günün akılısı, dünün serserisi
Mehmet Doğu Avşar
14.10.2020

Seni çepere çıkartan ekmek,
Beni buraya getiren ekmek,
Aslan’ın ağzında, ekmek,
Ne diyorsun sen bu işe köpek?
MEHMET DOĞU AVŞAR
12.10.2020

Her hayır bir şerde gizlidir,
Her şer bir hayırda,
Her kes kaderini yaşar,
Bu inişli yokuşlu yolda.

Boşuna çırpınıp durma,
Üç kuruşsa nasibin,
Olmaz onbeş kuruş
Niye böyle diye sorma.
11.10.2020

Ava kaniya sahla xule xule,
Bırina dıle mın mezıne,
Aşe xırabe gunde mıne,
Ez dıkım bem ara meda çeme.

Hela mına çepe bırine,
Ware hela raste kes tınine,
Nızam çıma kele kinim,
İro ez pirr xemgîn im.
10.10.2020


O, güzel insanlardandı,
O, en güzel atlara binip gidenlerden.
Kıble rüzgarlarıyla gelen,
Sonbaharda bir yaprak gibi dökülen,

O, yerde ki karıncaya ulu bir nazarla bakan kadim geleneğin son çocuğu,
O, özel insan,
O, nesli tükenmekte olan,
Kelebeklerle akraba,
Uzun yaşamak haram.

Gelmesi, gitmesiyle kardaş,
Sevdalı bir kahraman,
Gülüşü başka,
Duruşu başka,
Herkes gibi değildi, elbet
Onun yarası başka,

Sabahın köründe kalkar,
Sesinde ki gizden, gün doğardı,
Dağ yamaçlarını bırakan anemonlar,
Onun bahçesinde gül açardı,
Onun hatırına, kan kırmızı.

Sert ve güçlüydü,
Ancak kelebek neslindendi,
Bir o kadar ince ve zarif,
Ve daha fazla kalamazdı,
Fıtrat;
İşte geldi işte gidecekti.

Ne kimseyi inciti,
Ne bir haram yedi,
Ne dünya ona doydu,
Ne biz, ne siz, ne onlar,
Tüy kadar hafif, ağrısız, zahmetsiz.

Ah! Güzel adam, vah! Güzel adam!
Bir daha yaratır mı? Bilmem,
Benim için seni,
Ol yüce Yaradan

Çalınır mı bir daha ağzıma, bir parmak bal gibi varlığı?
Yine olur muyum? Mesut ve bahtiyar ,
Yine olsa da kısa zaman,
Yine geçse de dünyada babam.
Mehmet Doğu Avşar
10.10.2020


ARDAHAN

Gittik Londra’ya ;
Derman aramaya,
Dediler ki:
‘Aradığınız şifa Ardahan balında oda bizde yok. ‘

Gittik Washington’a ;
Dedik ki,bir sandık yap bize çürümeyen cinsten olsun
Dediler ki;
‘O istediğiniz Göle çamından yapılır,
O da bizde yok. ‘

Gittik Paris’e ;
Dedik ki, bize bir sanat gösterin,
Buram buram Anadolu koksun,
Dediler ki;
‘O istediğiniz Damal Bebeklerindeki gizdedir. ‘
O da bizde yok. ‘

Gitik Madrid ‘e;
Dedik , öyle bir elma arıyoruzki içide dışı gibi kırmızı olsun.
Dediler ki;
‘O aradığınız Posof’da yetişir,
O da bizde yok. ‘

Gitik Roma’ya ;
Dedik, yarım saate bronzlaşmaya geldik,
Dediker ki;
‘O dediğiniz Çıldır Gölünde olur, o da bizde yok. ‘

Gitik Pekin’e;
Dedik, öyle bir kaz arıyoruz ki hem tüyü, hemde eti dilere destan olsun ,
Dediler ki;
‘O istediğiniz Hanak’ta yetişir ,
O da bizde yok

Gitik Moskova ‘ya;
Dedik bir kız arıyoruz, gözleri mavi, saçları saman sarısı olsun ‘
Dediler ki;
‘O aradığınız Hülya Avşar ‘dır. Hoçvan ‘da bulunur,o da bizde yok. ‘

Gittik dünyayı dolaştık durduk bir eşini daha bulamadık ey! güzel Vatan.
Ne güzel yaratmış meğer seni ol! Yüce yaradan!
Bir daha gelsem dünyaya, yine seni isterdim.
Seni ARDAHAN!

Mehmet Doğu Avşar (03,10,2020) İstanbul


En sevdiğim mintanım
Gün geldi parçalandı, sırtımda.
Şimdi bir el bezi oldu, mintanım
Yerleri temizliyor ayaklar altında

09.10.2020

Ne Guzel Sey Hatirlamak Seni
Kura nehrin köprüsünde
Ve yaşım kırkı geçmişken,
Sana tahtadan bişeyler oymalıyım
Nazım'ın memleketinden.
Seni düşündükçe cancağızım,
Gül bitiyor gül bitiyor, kadrajımda.

Çalışmak güzel şey,
Çalışmak, pasını alır demirin,
Çalışmak, huzurlu alınteri,
Çalışmak, güzel yarınlar için.
Çalışmak, kanatlarında zamanın,
İçine sinmesidir içilen bir  çayın,
Çalışmak, alır götürür, kalbin kirini.
Sema  Kavs-i mutalsam iksirini,
Çalışmak, gizemli hayal ülkesi,
Düşürür insanın içine bir karanfil,
Çalışmak, içimizdeki büyük sevda
İnce belini saran kemerdeki sırma
Çalışmak,  sabahın köründe,
Beberekli çiftçilerden kalan öğreti,
Herşeyin en alasından biraz,
Ve babamdan kalan en büyük miras,
Mehmet Doğu Avşar (02.01.2021)




TREN
MEMET AVŞAR
İlk çiğdemle gel
Sonra bir düdük öttür,
Alem tren görsün,
“Ne var ki “ deme, “Ardahan’da”
Gözün seveyim, ne var? deme,
Kaybedip bulmaktan da güzel?
Bir el yağmurla dokunacak kadar omuzuna,
Bir ceylanın pınara inişi kadar güzel,
O, dünyada ki  iki kapılı bir han
O, yüzümün  çizgelerinde ki Ardahan!
İstediğinle çık  yollara
Gitme hiç istemediğinle
Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar
Bir tren sesi duymaya hasret bırakma,
Ekilip, biçilecek topraklarda yüklenecek buğdaylar,
Çimentolar, demirler, tuğlalar,
Turistler gelecek masal diyarına,
Beni bunda mahrum bırakma.
Çok görme gözün seveyim,
Ardahan yolu benzer hem uzun,
hem de güzel bir masala!
Yan yana gidip de bir süre
Ayrı yönlerde uzaklaşan
Edirne’de, Ardahan’a
“Ardahan’a giderken,
Bir gece bir tren penceresinde
Saatlerce konuştum bir kızla." dedi biri
Ve tam sırasında tren düdüğünün
Unutulmuş  topraklara ayak basmanın,
Ve tam sırası şimdi,
akşam tren raylarına yağmur yağmanın.
.
Güzel tren, garip tren?
Sesinde kara  duman yükselir,
Düdüğün pek acı geldi,
Size bu akşamı hazırladım
Ayıp mı ettim ne dersin?

31.01.2021



Hülyalarımda gözü yaşlı yar,
Götürdüm bastona anlıma,
Ben yaşlı ruhlu çocuk ihtiyar,
Kalakaldım öyle yol ortasında,
Yordu  beni kalbim ile  aklım
arasındaki yokuş
beni bir o anlar, köyler arasında,
İsmi  haritada silinmiş küskün Tokuş.


Ne hayatlar yeşerdi avucumda,
Dört nala koşan atlar sırtında,
Ne çocuklar büyüttüm, posta posta,
Hayatım kaydı gitti  boşu boşuna.

Koca dünya,  tek bir gülden vazgeçtim,
Bir tutam ot bile vermeyen çölden hayat,
Ben senin kuşunun kanatlarını mı yoldum?
Beni bir tek gün bile güldürmedin,

Bendim o, on beşinde babasız kalan,
Bendim, sancılı doğumlarda, tan atışında.
O eski adamlar  şerefine yemin et,
Ben sana ne yaptım ey hayat.

Bir sonbahar günü, dökülen yaprak değil,
Saçları taze toprak kokan babam,
Bu erken gitmeler nedendir? Bu acelen ne?
Sen miydin gerçekten, bu dünyadan geçen?

03.02.2021



Ve ben en çok kendimi sevdim,
Ve eğilip öptüm yanaklarımda,
Doğu Güneşi karartmış biraz,
Ama sağlam solumdaki cevahir.
Benim geçtiğim yoları sevdim,
Kartal uçurtuğum, kayalıkları,
Babamdan kalan son gülüşümü,
Ve sevdim ona benzeyen yanımı.
Ve ben en çok kendimi sevdim,
Çok sevdiğim Babamdan dolayı

02-03-2021





Ağır ağır çıkardım o yokuşu,
Bir seni düşünüyordum,
Birde çıkacağım Tokuş’u.
“Silinmeyeydi haritada” diyordum,

Bizim tarlalara giden yollar dardı,
Yaşım henüz sekiz yada  dokuz,
Sırtımda ırgatların öğleliği,
Önümde koskocaman  bir yokuş,
Güneş tepede sövüp, sayıyor,
Bir arada bir,  bir rüzgar esiyor,
Anamın elleri gibi saçımı okşuyor.

Seni unuttum sanma,
Saçının kıvrımına aşık olduğum,
Koynunda, sıra sıra  güller dizili,
Seni öyle bir özledim ki sorma,

Nergiz yaprağı olmaya devam et,
Çiğ damlası olur, gelirim her sabah,
Yüreğim çöl olmuşta ne çıkar,
Yeter bana gördüğüm serap,
Yeter, bana seni hatırlayacak kadar.

Mehmet Doğu Avşar
(06.02.2021)


GUDUBET
Fotoğraf
Ve hey yerküreyi cehenneme çevirenler,
Kaç milyon yıl daha burdasınız?
Bütün kavramların en zelili,
Bu insanlık nedir elinizde çektiği?

Ve sen ey kibir;
Lanetlemenin sebebi oldun, yinede utanmaz mısın?
Elindeki ile yetinmeyen sen;
Cenneten kovuldun dersini almaz mısın?
Ya sen ey! Haset;
Kardeş katili oldun yinede utanmaz mısın?
Siz üçünüz, dünün derdi,
Bu günün derdi,
Korkarım ki yarının derdi.

Öyle yıkıcısınız, öyle rezil, öyle derbeder, öyle tüküresi.
Verane etiniz dünya evini.
Size rağmen yaşamak,
Öyle güzel, öyle güzel ki!

Mehmet Doğu Avşar
14.03.2021


Sana rastlamışım yıllar sonra,
Bunu bana yapma,
Bırak derinlerinden boğulayım,
Böyle iyiyim  kurtarma,
Etme, yabanın en vahşi ceylanı
Yoruldum,  kovalamaktan,
Bir anemonun, yaprağında,
Bir çiğ damlasında, seni aramaktan.

Uzağımdaki en yakınım, yapma
Senin için süslendi bu gece tüm kelimelerim,
Dünyanın bütün bahçıvanları,
Kamyon kamyon taşıyor ülkene senin,
Tüm çiçeklerini dünyanın,
Beni ele güne  mahçup etme.


Bana nisan yağmuru ol da gel,
Dağ çiçeği, yaban gülü, asi kız,
Yürüdüğün tüm  yollar dikenli,
Bırak merhem olayım, gizli yarana,
Bırak yüreğine su serpeyim.

Sen adını koyamadığım,
Ben eski zaman çocuğuyum,
Sen ılık bir yaz gecesi gibi uzak,
Ben Zemherinde bahçene konmuşum,
Bize yazık etme,
Yasaklarından sıyrıl da gel.

Ne ara tanıdım,
Ne ara aynı sofraya oturduk,
Gözündeki bir damlaya
Ne ara şehirleri yaktım.
Ne ara koştum peşi sıra,
Bahar kokulu sabahlarda,

Bir gün gelirsek göz göze,
Aksayan ruhumla,
Doğarsa bu beden sende yenide,
Elbet olacak sana bir sözüm,
Ve o gün verirsem son nefesimi,
Bil ki boğulmuşum ummanında.

24 mart 2021






BİZ ESKİ ZAMAN ÇOCUKLARI
Biz alçak damlı evlerde büyüdük,
Belki de bu yüzdendir bu kadar alçak gönüllü oluşumuz,
Besmeleyle oturduk hep yer sofrasına,
Ondandır belki, hep uzatırız ekmeğimizi  bir sonrasına,
Ondandır belki,
Hiç yerden kalkmaz hala soframız.
Buğdayla, samanı biz ayırırdık harman yerinde,
Dostu, düşmandan ayırır gibi,
Belkide ondandır,
Külerimizden doğarız her seferinde.
Okul yolunda kabus gibi çökerdi,
Kar, tipi ve fırtına,
Bir canlı görsek sevinirdik,
Bir insan görsek dahada,
Bizim köyden birine rastlasak, havaya uçardık.
Kadir, kıymet bilmemiz belki ondandır.
Yağmur, çamur demeden,
Sürerdik toprakların en bereketlisini,
Kayganlaşan boyundurukta kah düşüp, kah oturarak,
Belki bundandır hayatı bu kadar çabuk öğrenmemiz,
Kurdun ağzında kuzuyu biz kurtardık,
Belki bundandır mazlumları böyle ateşli savunmamız.
Biz hayatı klavyede değil,
Topraktan öğrendik,
Kemal Sunal gibi ağladık,
Beberekli  Şükrü gibi güldük.
Hiçbir bilgisayarda yok bildiklerimiz,
Biz eski zaman çocuklarını,
Siz  nerden ve nereden bileceksiniz.
MEMET DOĞU AVŞAR









ARDAHANLI ŞOFÖRLER
Şafağa dalarlarcasına,
Karanlığı yırtılar,
her sabah onlarla son bulur şol hasret.
Girer çıkarlar,
bir o terminali, bir bu terminali,
Motorları maviliklere sürerler
Ardahanlı otobüs şoförleri .
İstanbul- Ardahan hattında
yaşanır bu destan, her dem  her vakit,
Her kes uykuda olur, kimseler bilmez
Yalnız şafaklar şahit.
Bir yılan gibi kıvrımlı yollarda
Ardahan otobüsleri yine umuda koşuyor .
Güneşin doğduğu topraklardan,
Her giden hüzünlü gider,
Kalbi Ardahan ‘da kalır.
Motorları maviliklere sürüyor kaptan,
Aydınlanır ortalık,  geride kalır karanlık,
Kırar direksiyonu Erzurum ‘da Ardahan ‘a doğru  Sinan  kaptan
Bir çift uykulu gözlerle selamlar  memleketi,
Beyaz güvercinler  dizilmiş yol boyu   bir hasret bitecek belki.
Kim bilir yine hangi haneye, hangi misafiri  yetiştirir?
Mutlu Sabah kahvaltısı!
Yine yaptı yapacağını Sinan,
Evde bir bayram havası.
M. D. Memet Avşar
7 Yorum
Fevzi Yıldırım
yüreğine sağlık güzel insan
· Yanıtla · 2h
Yorum yaz...

Memet Avşar
31 Mayıs, 17:57  ·



HER DEVRİN GAZETECİSİ

İstanbul’u bir gazeteci ,
şöyle Demirel’den kalma,
Sık sık gelir gider oldu, Ardahan ‘a
Doksanlara merdiven dayamış,
Dizlerinde kalmamış dermanı,
Nede ayakta hali,
İstanbul’u bir gazeteci,
Bu aralar, kıyamam,
Pekte merak etmiş Güney Kafkasya’yı,
Rüzgar hep arkasında,
Hem o yanda, hem bu yanda,
Ne yapsın garibim o da haklı,
Bir o mu eğri, insanlık hali.
Bir o mu çok sevdi  bu tatlı dünyayı?
Ona mı kalmış canım sende memleket derdi.
Niye çeksin sen, ben, o dururken çileyi.

16.08.2021





KÖYLÜ EFSANESİ

Onlar eski giysiler içinde
Köylü adamlardı,
Ekmek kadar helal, su gibi  berrak,
Onlar ki Allah’tan gelen varlık,
Fukaralık sinsede üstlerine,
Dünyalara bedeldi kafalarının içindeki aydınlık.
Onlar köylü adamlardı,
Bilgelikleri topraktan,
Sevdaları yürekten,
Çekip gittiler  birer birer.
Onlar köylü adamlardı,
Ne sen söyle, ne ben,
Anadolu ‘nun bağrından  selamla gelen, bir selayla gitiler.
Onlar köylü adamlardı,
Ayaklarında kara lastik,
Başlarında şapka,
Artık eser kalmadı onlarda,
Ne Ardahan ‘da ne Kars’da. 
Onlar köylü adamlardı,
Naif yüzlü, merhametli, sert adamlardı,
Kimseler bilmez niçin, ne ara,
Neden binip gittiler o güzel atlara,
Ve kadınlar,
Başlarında kofi, önlerinde peştemal,
Kimseler bilmezken hijyeni,
Onlar çizdiler resmini,
Onlar köylü kadınlardı,
Elleri kınalı, yüzü kederli,
Artık yoklar ne o adamlar,
Ne o kadınlar yeryüzü yalnız,
Virüsler, felaketler ardı ardına,
Dünya onların yüzü suyu hürmetine dönüyormuş usta

12.082021

BEKLE BENİ GELECEĞİM

Bekle beni
Kimseler beklemezken bekle,
Uzaklara çıkmış bir yolcuyu bekler gibi,
Ölümle burun, buruna geldiğin o an,
Ben olayım ilk aklına düşen,
Son nefesini  verme,
Sakla ,
Tüm ölümlere inat geleceğim,
Her karartı gördüğünde,
Yaşadığımı bil yeter,
Pencerenin demirlerine yapışarak bekle,
Çayır tohumlarını ektim yüreğime,
Yeşerecek çiçeklerin cümlesi,
Bir bahar sabahından çıkıp geleceğim,
Ilık bir rüzgar gibi,
Nefesin çarptığında çeperine kalbimin,
Geçirip parmaklarımı toprağın sırtına,
Çıkıp geleceğim,
Bekle beni,
Sana bir köy armağan edeceğim,
İçinde çiçek, arı ve çocuk
Köy heyeti ihtiyar olmayan,
Muhtarı çocuk,
Yaşım kırka varmadan, çıkıp geleceğim,
Bekle beni,
Kimseye etme biat,
Türkü söyle, ıslık çal,
Güneşi gülüşüne kat,
İçindeki gizdeyim,
Gülümse ki ben görüneyim,
Bekle beni geleceğim.
Koy sen Garpta ol,
Koy ben Şarkta olayım,
Sıkıntı yok geleceğim,
Bekle beni.
"Ölüler hiç beklenir mi?" diyecekler  bu delimi?
Ama sen bekle beni,
Bir sen biliyorsun, birde ben,
Kimi yaşayanların aslında birer ölü,
Kimi ölülerin ölümsüzlüğünü,
Duvarsız hapishanemin,
Karanlık ceheneminden
Çıkıp geleceğim ,
Heybemde neler var neler,
Sen ve güz çiçekleri,
Size baharı getireceğim,
Ne olursunuz bekleyin beni,
Geleceğim. 

25.08.2021
MEHMET AVŞAR


Yaşamak için değilde,
Gezmek lazım İstanbul’u
Sokakların en kuytusunu,
Denizlerin en mavisini,
Tarih kokan Taksim’i ni,
Polonez köyünü
Beykoz ‘un,
Meyve bahçelerinin bir cümlesini,
Yere düşmüş mısrayı eğilip  almalı,
Ezen sesleriyle yükselen şafakla yıkanmalı.
Vede
Yitip giden dağ çiçeklerine
Çayırına, çimenine,
Bir de buharlaşan soğuk pınarlarına ağlamalı.
Yinede gezmeli istanbul ‘u,
Öyle kendin için değil,
Gelecekte ki İstanbul'ular için
Beton dağlarının arasında bir kuş misali süzülüp
Geleceği çalınmış çocukların balkonuna konmalı.
İstanbul'u gezmeli, İstanbul yeniden yeşermeli.
Mehmet Avşar
03/11/2021


Kış başlıyor
Yaz geçti  çocuklar
Oysa yapılacak ne çok şey var
Bulutlar, çayır, çiçekler ve kuşlar
Gülüşünde güneş açan çocuklar
Hazırlanın yeni bir gün doğuyor





Akşam olmuş ev ahalisi toplanmış sohbet ediyordu. Evin büyük oğlu bir hışımla içeri girdi.
Baba!
“Müjdemi isterim “ dedi.
“ Bizim düşmanımız olacak o adam öldü. “
Baba, oturduğu yerde doğruldu  ve üzgün bir yüz ifadesiyle oğlum,” Ölüm herkesin kapısında olan bir gerçektir. Hepimiz öleceğiz bir gün, bu yüzden sen sen ol hiç kimsenin ölümüne sevinme. Ha! İlede düşmanın bir şeyine sevinmek istiyorsan , birlik ve beraberlikleri bozulmuşsa ona sevin, ölümüne değil düşman akılsız yada namert biriyse eğer o zamanda üzül.
Allah insana dostunda, düşmanında akılısını versin. İnan zeki, yiğit ve mert bir düşman bin akılsız, kaypak dostan iyidir. Bu sözlerimi aklına iyice not et, sakın unutma.
Şimdi beraber abdest alıp cenaze namazını kılmak için cenaze yerine gidelim. “ diyerek oğluna önemli bir insanlık dersi verir.
Kısada hisse bu. Allah her kese akıl fikir versin. Ne diyelim.
Mehmet Avşar


ESKİ ZAMANA YOLCULUK
Eskide köy çeşmeleri vardı
Başında toplanırdı kızlar,
Rengarenk elbiseler giyerlerdi
Bir cümle çiçekler gibi
Eskide alçak damlı evler vardı
O evlerde Bişi pişerdi ,
Kokusu  sarardı bütün köyü
Bir cümle güzel işler gibi
Eskide komşuluk vardı
Ekmek pişerdi sacda
Altı adet borç istenirdi
Ne bir eksik, ne bir fazla
Eskide Dengbejler vardı
Ney sesleri ve yanık Türküleriyle
Herkesi toplardı radyo başına
Saat 15;30 Revan radyosunda.
Eskide her şey güzeldi
Gülüşler samimi, dostluklar gerçekti
Olan olmayana verir, kimse bilmezdi
Her iş komşulukta imece, her şey güzeldi
Eskide yamalı pantolon giymek ayıp değildi
Ayıp olan yırtık olanı
Ve günün birinde kim bilecekti
En makbulu yırtık olanı.
Eskide köy odaları vardı
Uzun kış gecelerin müdavimi büyükler
Hz. Ali’inin türküsünü söyler, cenk eylerdi
Ellerinde Siret- i Nebi
Ali nara atardı kitapta ,
her kes titrerdi odada
Ali , Düldül ve Zülfikar
Çocuklar Ali ile yatar Ali ile kalkardı
Ali gelip bizleri kurtaracaktı.
Mehmet Avşar (02:12/2021)



Sen gülünce
Dünya güzel bir yer oluyor
Ortalık günlük güneşlik
Ben senden var oluyorum
Sen göz bebeklerimde.
Sen gülünce,
Önüme serililiyor
Yemişlerin bir cümlesi
Henüz cennete kovulmamış gibi
Sen gülünce
Bir ceylan pınara iniyor
Atlara su veriyorum
Babam uzakta yolculukta gelir gibi
Sen gülünce
Abim Ankara’da geliyor
Evde bir bayram havası
Sen gülünce
Dile geliyor
Ağaçlar, kuşlar
Toprak kulağıma baharı fısıldıyor
Sen gülünce
Bulutlar kıskançlıktan kuduruyor
Hudutlar ardada  kalkıyor
Gökyüzüde kuş oluyorum
Sen gülünce,
Gelmiş geçmiş şiirlerin
En güzel dizeleri yoluna diziliyor
Yinede kifayetsiz kalıyor
Ve Allahım bu nasıl hoşbahtlık
Bir insan,
Bir insan için
Böyle  nasıl bahtiyar oluyor?
Memet  Avşar
18/12/2021



HASRET
Sesini özlüyorum
Sesin nerede kaldı
Unutmuşum rengini
Sessizliğine üşüyorum


Yine kalakaldık,
Dünya yalnızlığına
Yine kara  kış  bak,
Kar yağıyor Ardahan’da

Geleceksen gel
Sesinde gün doğmadan
Bekliyoruz işte bak
Beyazlar ülkesinde

MEMET AVŞAR
25-12-2021




Keşke çocuk olsak
Fır dönsek evin etrafında
Damdan dama atlasak
Yapsak oyuncaklarımızı taştan
Ve çocukluğumuzu yaşasak yeni baştan !
Keşke çocuk olsak
Dünyanın bütün kirinden uzak
Daha az şey bilsek
‘eureka’ diye bağırsak
Arşimet amca gibi
Dünyaya bir yeni daha katsak
Keşke çocuk olsak
Her gün yeni bir şafakla uyansak
Yalın ayak koşsak mutluğa
Tekrar kendimizi bulsak
Keşke çocuk olsak
Çocuklara verin dünyayı efendiler
Hiç olmasa bir gün değil
Çocuklar dünyayı sizden alacak
Mehmet Avşar;08/02/2022


Baba ve çocuklar şehre gelmişler
Bir kahvede ısınıp çay içiyorlar
Baba, taze toprak gibi baharda
Çocuklarda dağ olup büyüyor
Lokanta pahalı götürememiş
Köyde getirdiğini sermiş masaya
İçinde ki buruk gözlerinde yükseldi
Ayda yılda bir olsa da götüremedi.
“Yokluğun gözü çıksın “ dedi
Eleri cebinde döndü dolaştı
Borç alacak kimse de yoktu
Bakamadı çocukların yüzüne.
Mehmet Avşar
01/02/1999


09:32, 25.08.2020

Haber Fotoğrafları


Haber Yorumları

DOĞU GÜNEŞİ GAZETESİ ARDAHAN'DA GÜNLÜK YAYIN YAPAN MÜSTAKİL VE SİYASİ BİR GAZETEDİR. İLETİŞİM; SAHİBİ VE GENEL YAYIN YÖNETMENİ MEMET AVŞAR; 05414757500